18 Aralık 2011 Pazar

bugünlerde...

ben bugünlerde ölmek istiyorum...
bugünler bitmek tükenmek gitmek..

bazı zamanlarım var umarsız gereksiz nedensiz.. sevmiyorum bu zamanları tiksiniyorum utanıyorum belki de. hayat bazen bir sağdan çakıyor bazen bir soldan.. ben ise onun göremediği ortadan çakasım geliyor.

istiyorsun bir şeyleri bekliyorsun geliyor diyorsun bir de bakmışsın puff!..
hayal ürününe dönüşüyor bitiyor işte aynı hayat gibi bitiyor..
çürüyoruz her gün günden güne bitiyoruz. ama bu zamanımızı iyi mutlu geçirmek isteyerek avutuyoruz . bazen anlamsız öleceğini bile bile umut bağlamak mutlu olmak gülümseyebilmek..

şu üç kuruşluk hayatımızın üç kuruşluk gülümsememiz belki bu geçirdiğimiz hayatın bize sağdan ve soldan darbelerine ortadan kocaman bir kafa atmaktır :) bu deyim yerinde oldu gibi işte böyle bir şey işte yaşamak yaşayabilmek :)

gülümsemek gülümsemek gülümsemek..
en azından biraz acılarımızı gizlemek için gülümsemek...
ben bugünlerde ölmek istiyorum.. gözlerinde yeniden doğmak için.....

26 Ekim 2011 Çarşamba

küçük bir lamba ışığında..


Ne demeli ne anlatmalı bu satırlara..
Sıradan bir özlem benimkisi belki..
Kalabalık bir yolda yürürken birbirinin yüzlerinde özledikleri insanı görmeyi uman insanlar.
Kimi bir sevgiliyi arar gözleri kimi anneyi babayı kardeşi dostunu... Çaresiz bir bakışmadır bu aslında.
Tuhaftır.
İnsanlar kendi aralarında bir bağ kurmaya çalışır gibi fakat herkesin aradığı şey belki de sevilmek.. Çünkü bu yüzlerde hep sevilmeyi ve sevdiğini arayan gözleri görmek mümkün.
Bir yansıma gibi sanki.. Görünmeyeni görebilmek gibi..
Bazen öyle anlar olur ki küçük bir çocuğun gözünde o yansımayı yakalar insan. 
Ben de yaşıyorum bu durumları bazen.Öyle anlar oluyor ki ihtiyacım oluyor sana. Gözlerim seni arar durumda garip bir şekilde seni görüyorum.
Bir bakmışım o ilk okul zamanların, bir bakıyorum seneler sonraki halin.
İnsanlar var sana benzettiğim hemde çok fazlalar!
Etrafımda geziyorsun, nereye baksam sen varsın..
Önüm arkam sağım solum her yanım sensin.

Ama hep kendi içimden kopup gelen parçalarla kurduğum hayallerde..

Her şeyde biraz sen varsın ben de olduğun gibi.
Hep benimlesin...
Küçük bir lamba ışığında sonsuza kadar yanımda...

19 Eylül 2011 Pazartesi

Eylül Eylül Eylül...

Nedir bu Eylül ayına yazılan şarkılar? Neden hep Eylül? Kasımda aşk başkadır, Eylülde gel, Ocakta buluşalım gibi enteresan anıların şarkı olması nedendir ki..

Mevsimlerin geçişinde hep bir hüzün kalır geride.. böyle garip bir burukluk, tatsız bir an gibi..
Eylül bizim habercimizdir. Sonbaharla birlikte hüznü getirmiştir. Tatil bitmiştir, okullar açılır, işler bizi bekler vs. güzel şeylerin sonunun gelmesi gibi. kimi Eylülde aşık olur kimi Eylülde geri gelir kimisi Eylülde hayata başlar. garip bir aydır işte üstüne bir sürü şarkılar yazılmış içimizdeki burukluğu yansıtan..
En beğendiklerimden bir Eylül şarkılarını vererek burdan ufak ufak kaçıyım..  esen kalınız :)


Pilli Bebek - Eylül Akşamı

http://www.youtube.com/watch?v=DR7mtyH0NRY


Bülent Ortaçgil & Teoman - Eylül Akşamı



Alpay- Eylül' de gel





Bonus:
http://youtu.be/NYT7s6UpvNQ

20 Mayıs 2011 Cuma

Güneşe bakarken..

sessizce.. ve kimsesizce.. usulca yukarı bakarken buldum kendimi. önceleri göremedim kendimi bakmaya çalıştıkça zorlandım didindim uğraştım ona bakmaya görmek için çabaladım.. ama o bana öyle bakamazsın dedi bu gözlerle olmaz.. o kadar parlaktı ki bakmak demek kör olmak gibi birşey.. kimden mi bahsediyorum Güneş ten tabi ki de..
her seferinde biraz daha zorladım güneşe bakmak için göstermedi yüzünü utandı belki?.. o olmaktı amacım olamadı..
o olamazdım zaten anladım ki onun gibi parlak şaşalı gözükmek değil mesele. benimde bir amaca hizmet etmem lazımdı aynı onun gibi. ama yüzünü göstermedi hiç güneşe bakarken..

güneşe bakarken üşüdüm ben
güneşe bakarken üzüldüm ben
güneşe bakarken istedim ben
güneşe bakarken aşık oldum ben
ve güneşe bakarken öldüm ben..

15 Mayıs 2011 Pazar

REDD den salıncaklar yapmak..


Bugün kitap fuarına gittim bu kadar kitabın bir arada olması delirtti resmen hangisini alacağını bilememek. Derken dönüş yolu.. Yolda dinlediğim Redd şarkıları her biri bir öykü her albüm bir kitap her hikaye bir kahramanı anlatıyordu
Etkilendim oldukça.. kitaplar arasından çık gel redd dinle her insan hayatını okur gibi hissediyorsun ve bu gurup yarın okulda kitap yazmaya devam edecekler keyfi üzerimizde kalacak masal gibi ;)

5 Mayıs 2011 Perşembe

Hıdırellez


Taa derinden bir dilek
Baharla deniz getirecek
Eşarbımı ağaca bağladım
Denize meşaleler yaktım
Çiçeklerle karşıladım sabahı
Bir demet papatya elimde kalan
Yalvaran, ağlamaklı...


E.E. Mayıs 2001 (abladan =) )

http://www.youtube.com/watch?v=zrofM68z2DU

3 Mayıs 2011 Salı

kayboluş...!!

olabildiğince uzakta
yaşayabildiğinden yakında
umabildiğinden tutsak
istediğinden aksak
sapabildiğinden sapkın
alabildiğinden bıkkın
...............
otururum masama içkiler gelir mezeler konar. iki de muhabbetin belini kırdık mı demeyin keyfimize.. egeden gelen esinti savurur saçları ohhh miss solurum içime bu havayı.. içten içe gelir bu maviliğin hasreti..
istanbula bakarsın seversin boğazın maviliği büyüsü herşeyiyle bambaşka görünür..yalancıdır istanbul güzel gösterir kendini ama hiçbir zaman kafa tutamaz egenin büyüsüne resmine esintisine..filmde adamın dediği gibi seversin istanbulu küçük bir çocuk gibi ağlayınca bırakıp kaçmak istersin.. istersin ama özlersin geri dönmek istersin dayanamazsın ordasındır gene bu güzel cennet görünümlü cehennemde.. egeye duyulan bir özlemle istanbula bakmak..

tanju okanın şarkılarını ne zaman dinlesem egenin o büyülü görüntüsü gelir gözümün önüne. öyle bir yorumdur ki sanki kendisinde bu yeri yaşatır.. arkadaşı yoktur. sadece sigarası ve içkisi... en güvendiğidir tanju okan ın. çünkü onların yalanı yoktur.. biri yanar sessizce sakin yavaş yavaş dertlerine derman olur üstadın.. diğeri çağlayan gibi damarlarında dolaşır mağrur ürkek ve sevecen.. madem dünya yanlış yöne döner bu ona dünyanın aslında normal olmadığını ispatlar. kadim dostlardır herdaim istediğinde yanında istemediğinde..istemediği bir an oduğunu sanmıyorum üstadın. işte böyle bir sanatçıyı sigara ve alkolden yitirdik. çünkü o doğru olanı seçti yapması gerekeni..en iyi dostlarını seçti en vefakar ama gururlu ve mutlu bir şekilde. toprağı bol olsun....

egeden gelen bir anı bir varoluş bir kayboluş.. bir esinti gibi.. geldi ve geçti......
4 Mayıs 2011  02:30
tanju okan-içkim sigaram
http://www.youtube.com/watch?v=a2KfxAi1u4E&feature=youtu.be

1 Mayıs 2011 Pazar

sevmek pişmanlıkmıdır?

sevmek pişmanlıkmıdır ki elinde sonunda kaybetceğini bile bile....

herşey sevmekle başlar.. bitmez tükenmez bir sevgiyle..

küçük bir bakış minik bir tebessüm güzel bir söz...
aslolan aşk değildir sevgidir.. 
sevginin büyüklüğüdür insanların aşk dediği..
şiddeti arttıkça tanımlanamaz hale gelir..

ilk sevdiklerin annen baban olur sonra kardeşlerin akrabaların vs.
sevmek bu dünyadaki en güzel ve en lanetli şeydir.. belki de değildir..
ama sevdikçe daha çok bağlanırsın..
hergün biraz daha sevdiklerine bağlanırsın günden güne..bağlandıkça kopamazsın..
bilmezsin ki her güzel şeyin elbet bir sonu olucaktır.. farkına varmazsın.. varmak istemesin belki de..
sevmenin kötü lanetli olan tarafı da budur işte...
iyi tarafı ise o ömür dediğimiz geçen zamanı en güzel şekilde geçirmektir sevdiklerinle..

hayat böyledir işte.. doğar ölürüz.. arkamızda bıraktıklarımız üzülür.. bu böyle gider..
sevmek.. kötümüdür.. kesinlikle hayır! 
bu dünyada yaptığın en güzel şeydir sevebilmek sonunu düşünmeden..
birgün sevdiklerinden koptuğunda pişman olmazsın..üzülürsün.. keşke daha da birşeyler yapabilseydim daha çok sevseydim mesela dersin..
bunu söyleyebilmek aslında ne kadar çok sevdiğini gösterir.
yıllar geçer gün gelir özlersin.. hatırlarsın ve mutlu olursun.. önemli olan hatırlanmaktır...
hiç unutmamak.......
kalbin olduğu sürece sevmekten korkmamak gerekir.. sevmek sonsuz yapılan bir iştir..hep kalbinde taşıyabilmektir sevdiklerini..
...............
((dinlerken : (sertab erener- bir damla gözlerimde) ))

Emre  (13 Ekim 2010)

19 Nisan 2011 Salı

güneşe özlemle bulutlara bakarken..

hayata olan bakış gibi geçiyor günlerim bir film şeridinden akan bir pencere gibi sanki..kendi sorunlarımızda boğuluyoruz ama hiç düşündük mü etrafımızda neler yaşanıyor?! hayat bir facebook denen saçmalığın etrafında dönmekten ibaret değil! kendinizi kaybetmeyin özünüzü unutmayın.. ilkel olmak bazen sade ve güzeldir birgün denemek lazım bir mum bir sessizlik ve huzur.. kafadaki düşünceleri temizlemek kendini dinlemek, ne istiyorum beni dinlemek. hayat kısa evet ve hayatımıza yüksekten başlarız. yaşlandıkça düşüşümüz hızlanır hızlanır daha hızlanır.. bir film repliğinden alıntı yapacağım gerçekten etkili ve güzel:


''bu, 50 katlı bir binadan düşen bir adamın hikayesi. adam düşerken kendini avutmak için sürekli şu sözleri tekrarlar: "buraya kadar herşey iyi gitti, buraya kadar herşey iyi gitti, buraya kadar herşey iyi gitti'. oysa önemli olan düşüş degildir; iniştir.'' la haine(1995) / protesto


inişimizdir önemli olan inerken yaptıklarından övünmektir herşeye olumlu pozitif bakmaktır.dünya hiçbir zaman adil olmadı denemez herzaman inanırım dünya bu adil dünya bugün gördüğün kötülük yarın belki iki gün belki bir yıl on yıl.. mutlaka sana iyi olarak döner buna inanırım..
nerde doğru nerde yanlış yaptım diye düşünmek kadar amelece bir iş yoktur. herkesin doğruları herkesin yanlışları vardır elbet ortaçgilin dediği gibi:
''aslında doğru yanlış diye bir şey yoktur yanlış yerden bakan insanlar vardır'' 


doğru da demiştir üstat kendi içimizde barışık olmalı bir durum bu geçmişini fazla irdelemeden önüne bakarak..
bu yazmaya çalıştığım yazıya benzer şeyi bir sözle noktalıyorum esen kalın ;)


forrest: annem ileriye gitmeden önce geçmişi arkana almalısın derdi. sanırım benim koşmam böyle bir şeydi. forrest gump(1994)




http://www.youtube.com/watch?v=PwUFOihqbqI

21 Mart 2011 Pazartesi

kabuk kabuk üstüne portakaldan yerkabuğuna :)

eveeett sonunda yazmaya karar verdim bende buraya hadi bakalım :) karar verdim çünkü insan içi dolunca rahatlamak istiyor sanırım arada içini dökmesi lazım bir kağıda bir ses kaydına herhangi birşeye..söyleyemediklerimi yazıcam buraya..
günler günleri kovalıyor kaçan ne bilen yok okul dersleri öyle böyle gidiyor her hoca farklı kafa böyle olur şöyle olur naptığını çok net bilen yok.. göz korkutmalar sinir harpleri kasıntılar herkafadan çıkan sesler puffff.
başıma giren ağrılar artık artmaya başladı migrene doğru gidiyoruz hayırlısı nolcaz bilmiyorum
okul mokul uğraşıyoz ne yapcağımız hakkında herkes farklı tavırlı gele gele gene aynı noktaya geliyoruz! sistem hatalı yök hatalı kimse bizi dinlemiyor nerde bu devlet modundan ince nağmelerle sızlanmalar...
sonra gel dersi anlatın çocuklar bilmeden anlatın aferim vercem artı koycam hatta kurdele takıcam nazarlıklı...
senelerdir eğitim üzerine çalış araştırmalar yap sonra böyle delir işte.. ordan çıkıp biri de demezmi derste yerin altındaki plazma mı diye hay bin plazma!! lcd hatta!! ne alaka lan sakal!!!
günün özetini geçiyim diyorum ama yazarak saçmalamak ve kendince konuşmaya benzedi bu durum :) burdan sonra şizofrenime takılcam heralde :)
esenle kalınız efenim ;)